9 Ekim 2017 Pazartesi

Ölü Bir İlişki Türü

SEDEF DURMAZ: Leyla Şensoy! Türkiye’nin en ünlü kadın oyuncusu. Otuz sekiz yaşında. Sarışın, uzun saçlı, yeşil gözlü, albenisi yüksek bir aktris. Defalarca “yılın en seksi” kadını seçildi. Evli ve genç erkeklere zaafı var. Kuzey’le yaşadığı ilişki, sürekli magazin basının gündeminde. Kuzey’in evliliğinin de bu ilişki yüzünden bittiğini okuduğumda, acı çektirdiği bütün kadınlar adına Leyla’dan intikam almak istedim. 


Kötü bir çocukluk geçirdiğini okumuştum ama ezilmişlere has bir hali yok. Erkekleri oyuncak gibi kullanmaya, kraliçe muamelesi görmeye alışkın.
Oyunculuğunun dünya standartlarında olduğunu düşünüyormuş. En çok buna güldüm. Oynadığı bütün rollerin, tavrı, mimikleri, hareketleri, yürüyüşü, gülüşü, bakışı aynı…  Karakter yaratmak hakkında bir şey bildiğini sanmıyorum.

Doğallığın iyi oyunculuk sayıldığı ülkemizde,  Leyla Şensoy, yüz kaslarını fazla kullanmadan altın portakal aldı. Hem de birkaç kez. Yaptığı konuşmalarda, en büyük ödülün halkın sevgisi olduğunu söyledi. Kim inanır? Ömrümde gördüğüm en kibirli kadın. Yürüyüşünden, hal ve hareketlerinden ‘kibir’ akıyor. 

LEYLA ŞENSOY: Sedef, kahve termosuyla odaya girdi. Gözüm, parmağındaki pırlantaya takıldı. Kaya büyüklüğündeki yüzüğü oldukça rüküştü. Kuzey paraya kıymış ama zevksiz bir seçim yapmıştı. Sedef, yüzüğü parmağında döndürüp duruyordu. Sevmeden taktığı belliydi.

“Merhaba Leyla. Eski alışkanlıklar kolay bırakılmıyor değil mi? Hala Kuzey’e kahve taşıyorum baksana.”

“ ‘Alışkanlık’, tehlikeli bir sözcük değil mi?”

“Neye alıştığına bağlı… Spor, iyi bir alışkanlık mesela ama evli erkekleri baştan çıkarmak spora dönüşürse tehlikeli…”

Sedef, aklı sıra canımı sıkmak istiyordu. Evli erkeklere düşkün olduğum kadınların inanmayı tercih ettiği kocaman bir yalandı.

“Evli erkekler neden kolay av biliyor musun? Kadınlar nikâh cüzdanına tapu muamelesi yaparken erkeğin gerçek ihtiyaçlarını önemsemez. Cinsellik, aylar içerisinde yatak odasını terk eder. Kadın, baştan çıkarma oyununu unutur. Erkekler durduk yere karılarını aldatmaz. Nikâhlı eşleri ihanete davetiye çıkarır.”

“Bilmem öyle mi? Biz sevgili gibiyiz. Karı koca gibi hissetmiyorum henüz.”

Karı koca gibi de görünmüyorsunuz zaten diyemedim. Daha çok yakın arkadaş gibi duruyorlardı. Bu da sinirimi bozuyordu. Kuzey’in “dert ortağı” yıllardır bendim çünkü. 

NEŞE DURMAZ:Kuzey, boşanma konusunu açmıyordu, beni hayattan bezdirme stratejisini kullanıyordu. Sinirimi bozmak, varlığımı çileden çıkarmak için günlerce Leyla’da kalıyor, alkollü araba kullanıyor, evle ilgili hiçbir şeyle ilgilenmiyordu. O, çok ünlü biri olmuştu ya, evdeki kadını sıradan buluyordu. İşin komiği ben de onu çok sıradan buluyordum. Ünü bana vız gelirdi.

Kitap okumayan, kadınları et parçası olarak gören, kendini sevmekle aşırı meşgul erkek tipiydi işte. Sığ ve tahmin edilebilir biriydi benim için. Ondan o kadar çok nefret ediyordum ki bazen cenazesini düşlüyordum. İyi taraflarını kesinlikle göremez olmuştum. Okuduğum onca kişisel gelişim kitabına rağmen…

Televizyondaki Türk dizilerini küçümseyen biri olarak kocamın ucuz bir dizi sayesinde elde ettiği ün, onun gerçek yüzünü anlamamı sağlamıştı. Ama Leyla konusu beni kudurtuyordu.

Kıskançlığım, ruhumu yaz güneşi gibi kavururken, ataletin üstesinden gelemiyordum. Ondan boşanmak için neden bu kadar bekledim bilmiyorum. Sanırım kendimi kandırmayı seviyordum. İşleri yoluna koyabileceğimiz yalanına sahip çıktım. Korktuğum için.

Nazlı AKın'ın son düzenlemelerini yaptığı ikinci kitabından alıntıdır. 


14 Haziran 2017 Çarşamba

EVLİ VE MUTSUZ



SEDEF DURMAZ

Kendimi neden sevmiyorum? Neden kendimle sessizce oturamıyorum? İstanbul’un şantiyelerini andıran bir karmaşa var kalbimin merkezinde. Gürültüye karışan, kaybolan çığlıklarım…  Acılarımı etiket gibi üstümde taşımaktan yorgun düşüyorum.

LEYLA ŞENSOY 

Düşünüyorum da Kuzey’in yeniden evlenmesinin tek nedeni olabilir. Beni kendisine tekrar âşık etmek. 

KUZEY DURMAZ

Biliyor musun, Leyla, senin soğuk yaradılışlı bir yılan olduğunu söylediğinde kızmıştım. Şimdi onunla aynı fikirdeyim ama seni boşamayacağım! Onun yerine kariyerini yok edeceğim.

NEŞE DURMAZ

Tarihteki ilk evlilik belgesinde, on dört yaşında bir kızın, altı inek karşılığında kocasına verilmesi, konuya bir uğursuzluk bulaştırmış olabilir. Eski çağlardan günümüze kalan başlık parası âdeti, bir kadın olarak kanımı donduruyor.

Kadının satılık bedeninin tapusu, önce babasına, sonra kocasına ait, öyle mi?


Ruhumuzun omurgasını çiğneyen kokuşmuş erkek ayaklarını, silkeleyip atmak için kaç yüz yıl daha beklemek gerekiyor? Bunları yazıyorum ama yine de evlendim. Zaten hep böyle yaparım. İç sesimi dinlemem. 

AYAZ ALKIŞ

Senden çocuklarım olsun istiyorum. Hayatımın kadını ol istiyorum. Sürekli koynunda olmak istiyorum.

AYŞE DERTLİ

Biz çok küçük yaşta evlendik. Ben gözümü açtım onu gördüm. Hem o kadından sıkılacak günün birinde eminim.

SONER YAKIN 

Sen şimdiye kadar gördüğüm en seksi kadınsın Neşe. 


2 Mayıs 2017 Salı

Ölü bir ilişki türü


LEYLA ŞENSOY

Ünlü olmak beni kibirli yaptı ama etrafımdakilere bağlanıyorum. Kimsenin kötülüğünü istemem. Kocalarını çaldığım kadınlara özür borçlu hissetmiyorum yine de. Ben de kaç kez aldatıldım. Çok büyütüyorlar bu konuyu. 

SEDEF DURMAZ

Babam öldü. Hiçbir şey hissetmiyorum.
Evliliğim bitmek üzere. Hiçbir şey hissetmiyorum.
İşsizim. Hiçbir şey hissetmiyorum.
Acılarım, çocukların elinde kalan kafası, gözü çıkmış oyuncaklar gibi; onları seyrediyorum. Çocukken de böyle yapardım. Bebeklerimi camdan aşağı atar parçalanan kollarına, bacaklarına bakar hiçbir şey hissetmezdim.


AYŞE DERTLİ


“Günah Sedef Hanım. Büyük günah. İnsan Allah’ın verdiği cana kıyar mı?”


NEŞE DURMAZ

Evliliğin en zor yanı sıkışmışlık hissi… Evli olmaya uyum sağlayamamak. Gitmek isteyip gidememek… Kalmak istemeden kalmak. Düzenim bozulmasın, rutinim aksamasın derken ömür geçiyor. Akıl sağlığının baş düşmanı “mutsuz evlilikler” bence…
İçinde seks olmayan, alışkanlık temelli, toplum dayatmalı, doğallığını kaybetmiş, ölü bir ilişki türü “evlilik”. Yine de evlendim. Zaten hep böyle yaparım. İç sesimi dinlemem. 


KUZEY DURMAZ

Ben mutlu evliliğe inanmam. Bizimki ‘evlilik’ değil canımın içi. Ara sıcak, çilingir sofrası, meze, rakı birlikteliği. En azından sen bana yeniden âşık oluncaya kadar öyle.

AYAZ ALKIŞ

İhanet bir seçimdir. Sadakat sürdürülmesi zor bir erdem falan değil. Yaparsın ya da yapmazsın.

VERA

İnsanlığın genel durumu bu! ‘Düşünme aşamasından yapma aşamasına geçemiyorlar.’ Sen yıllardır zayıflamayı düşünüyorsun. Yapabildin mi? Hayır.

SONER YAKIN

Aşkı bu kadar putlaştırmaya ne gerek var? Basit ve sade olan her şey kendiliğinden güzeldir.

Kitaptan alıntıdır. Kitap yayınlanınca buradan bilgi vereceğim. 

NAZLI AKIN 



26 Şubat 2017 Pazar

Gönüllü köle

En büyük korkumun içinden geçerken deliliğin sınırsız olduğunu keşfettim. Delilik asla kontrol edilemeyen bir şey... Düş sapması. Hayal bozukluğu. İçine girmek de içinden çıkmak da kolay değil. Yine o cümle yankılanıyor kulaklarımda:

“En büyük şiddet, kim olduğun gerçeğini kabul edinceye kadar kendine uyguladığın şiddettir.”

Ya korkularımız “gerçekte istediğim hayat bu değil” diyemediğimiz için en büyük kâbuslarımıza dönüşüyorsa? Kendimize gerçekten ne istediğimizi sormaya bile korkmuyor muyuz? Ya korku dediğimiz şey en büyük karanlığımızsa? Asla yüzleşmeye cesaret edemediğimiz bir şeyi simgeliyorsa?

Kaçmaya doymuyoruz biz. Zayıf olduğumuzu kabul edersek yenilmekten korkuyoruz. Kaçışı korkuyla, korkuyu kaçışla kapıyoruz. Ruhlarımız yamalı bir kumaşa dönüşürken orijinal halinden uzaklaşıyor. Düş gücünü kaybetmiş bir terzinin hep aynı renklerden diktiği tek tip bir kıyafete dönüşüyor. Kiminin elbisesinde hüzün yaması büyük, kiminin elbisesinde ihanet… Âşık olduğumuz dramlarımıza, acısı abartılmış hikâyelerimize, güneşe çıkarmadığımız depresyonlarımıza bayılıyoruz. Hiç aydınlığa çıkmamış sırlarımıza yapışıp onların gönüllü kölesi oluyoruz.

Kuşaktan kuşağa aktarılan davranış tekrarlarına “yaşamak” diyoruz. Nerede nasıl yaşamak istediğimizi bilmiyoruz. “En büyük düşün ne?” sorusunun cevabını da. Bu hayat böyle derken bile asileşmiyoruz. Terbiyeli çocuklarız ne de olsa. Kızgınlıklarımızı yutmayı da büyüklerimiz öğretti. Sinirlendiğinde bağırmayacaksın, öfkelendiğinde kırıp dökmeyeceksin, haksızlığa uğradığında dişini sıkacaksın. Etraf ne der sonra? Hakkında kötü düşünürler. Hakkımda ne düşündükleri çok önemli... Kendim hakkında ne düşündüğüm üstünde kafa yormaya değmez. Kendimi tanımaya, anlamaya gerek yok. Böylece kendime benzeyen biriyle evlenip sonsuza kadar mutsuz olabilirim. 

Nazlı Akın 



18 Aralık 2016 Pazar

DUYURU

Sevgili "evli ve mutsuz" okurları. Blogdaki içeriklerin tamamını bugün kaldırdım. Gösterdiğiniz ilgi ve okunma oranları beni yüreklendirdi. Hepinize çok teşekkür ederim.

Kitap basıldığında yeniden buluşmaya niyet ediyorum. İlk kitabım Vecd'i okumayanlar için linki paylaşıyorum. İmzalı kitap isteyenler benimle iletişime geçebilir. 

Sevgi ve saygıyla.

NAZLI AKIN 

http://www.dr.com.tr/Kitap/Vecd/Nazli-Akin/Edebiyat/Roman/Romantik/urunno=0000000696445