26 Şubat 2017 Pazar

Gönüllü köle

En büyük korkumun içinden geçerken deliliğin sınırsız olduğunu keşfettim. Delilik asla kontrol edilemeyen bir şey... Düş sapması. Hayal bozukluğu. İçine girmek de içinden çıkmak da kolay değil. Yine o cümle yankılanıyor kulaklarımda:

“En büyük şiddet, kim olduğun gerçeğini kabul edinceye kadar kendine uyguladığın şiddettir.”

Ya korkularımız “gerçekte istediğim hayat bu değil” diyemediğimiz için en büyük kâbuslarımıza dönüşüyorsa? Kendimize gerçekten ne istediğimizi sormaya bile korkmuyor muyuz? Ya korku dediğimiz şey en büyük karanlığımızsa? Asla yüzleşmeye cesaret edemediğimiz bir şeyi simgeliyorsa?

Kaçmaya doymuyoruz biz. Zayıf olduğumuzu kabul edersek yenilmekten korkuyoruz. Kaçışı korkuyla, korkuyu kaçışla kapıyoruz. Ruhlarımız yamalı bir kumaşa dönüşürken orijinal halinden uzaklaşıyor. Düş gücünü kaybetmiş bir terzinin hep aynı renklerden diktiği tek tip bir kıyafete dönüşüyor. Kiminin elbisesinde hüzün yaması büyük, kiminin elbisesinde ihanet… Âşık olduğumuz dramlarımıza, acısı abartılmış hikâyelerimize, güneşe çıkarmadığımız depresyonlarımıza bayılıyoruz. Hiç aydınlığa çıkmamış sırlarımıza yapışıp onların gönüllü kölesi oluyoruz.

Kuşaktan kuşağa aktarılan davranış tekrarlarına “yaşamak” diyoruz. Nerede nasıl yaşamak istediğimizi bilmiyoruz. “En büyük düşün ne?” sorusunun cevabını da. Bu hayat böyle derken bile asileşmiyoruz. Terbiyeli çocuklarız ne de olsa. Kızgınlıklarımızı yutmayı da büyüklerimiz öğretti. Sinirlendiğinde bağırmayacaksın, öfkelendiğinde kırıp dökmeyeceksin, haksızlığa uğradığında dişini sıkacaksın. Etraf ne der sonra? Hakkında kötü düşünürler. Hakkımda ne düşündükleri çok önemli... Kendim hakkında ne düşündüğüm üstünde kafa yormaya değmez. Kendimi tanımaya, anlamaya gerek yok. Böylece kendime benzeyen biriyle evlenip sonsuza kadar mutsuz olabilirim. 

Nazlı Akın 



2 yorum:

  1. Korku ve bağımlılıklar. Ne kadar uzak, o kadar mutlu bir hayat....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

      Sil